Related Posts with Thumbnails



Reklamlar





    15/10/2009 · Kategori: Dunya

    Yapılan araştırmalar sonucu çikolata yemenin veya su içmenin acıyı dindirdiği belirlendi.

    Neuroscience adlı dergide bugün yayımlanacak olan araştırmada, çikolata yemenin veya su içmenin beyinde acıyı dindiren bir bölgeyi uyardığı kaydedildi.

    ABD'nin Illinois eyaletindeki Şikago üniversitesinde görevli nöroloji profesörü Peggy Mason ve meslektaşı Hayley Foo, çikolata yemeye başlayan veya su içmeye başlayan kişinin bu iki maddeyi tüketmeye devam etmekten kendi alamadığını vurguluyor.

    Araştırmacılar, su içmenin sakıncalı olmadığını ama fazla çikolata tüketmenin gittikçe daha fazla Amerikalının kurbanı olduğu obeziteye yol açtığının altını çizdi.

    Araştırmada, altı ara sıra ampul tarafından aşırı ısıtılan kafesteki deney farelerinin, ampul yanıp kafesin altını ısıtınca yanmamak için ayaklarını kaldırdıkları ama su veya çikolata verildiğinde daha uzun süre kafesin zeminine bastıkları tespit edildi.

    Araştırmacılar, böylece kobayların su veya çikolatadan dolayı acıya duyarsız kaldıklarını saptadıklarını kaydetti.

    Bilim adamları ayrıca, beyinlerinde acıyı dindiren bölgenin yedikleri çikolata veya içtikleri su tarafından uyarılmasından sonra da kobayların çikolata yemeye veya su içmeye devam ettiklerini tespit etti.

    Profesör Peggy Mason, "Besin elimizin altında bulununca onu, kendimizi frenlemeden tüketmeye başlıyoruz çünkü beynimiz bize o yönde komut veriyor" dedi.

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz



    10/10/2009 · Kategori: Dunya

    Erkeklere ciddi uyarı: Dar pantolon, sperm hücrelerinin hareketliliğine ve sayısına olumsuz yönde etki gösteriyor.

    Üreme Tıbbı DerneğiGenel Sekreteri Prof. Dr. Erol Tavmergen, "Sıkı pantolon giyildiğinde, erkek yumurtalıklarının vücuda daha yakın konumda durması sebebiyle ısı artışı oluşmakta, bu da sperm hücrelerinin hareketliliğine ve sayısına olumsuz yönde etki göstermektedir" dedi.

    Tavmergen, bu yıl Antalya'da ikincisi düzenlenen kongrede, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 
    Türkiye'de evli çiftlerin yaklaşık yüzde 10-15'inin kısırlıksorununa bağlı olarak çocuk sahibi olamadığını söyledi.Çiftlerin 1 yıl süresince çocuk sahibi olamaması durumunda kısırlığın sözkonusu olabildiğini belirten Tavmergen, "Bu süreden sonra kısırlık tetkiklerininyapılmasında fayda vardır. Yapılan çalışmalar, kısırlıkların yüzde 40'ının erkek,yüzde 40'ının kadın ve yüzde 20'sinin her ikisini birlikte ilgilendirennedenlerden kaynaklandığını göstermektedir" diye konuştu.Kadınlarda görülen kısırlık sorunlarının bir kısmının iltihabihastalıklardan kaynaklandığını anlatan Tavmergen, 'Dış cinsel organlardanbaşlayan enfeksiyonlar, rahim ağzında görülebilen enfeksiyonlar, rahim içtabakasındaki bazı sorunlar, geçirilmiş kürtajlara bağlı sorunlar, tüplerinkapalı olması, aşırı zayıflık ya da aşırı kilolu olma gibi gerekçelerleyumurtlama fonksiyonlarının bozulmuş olması gibi durumlar kadında kısırlığa yolaçmaktadır" diye konuştu.Tavmergen, her 3-4 kadında bir görülen miyom adı verilen iyi huylutümörlerin rahim iç tabakasına bası yaptığını ve kısırlığa neden olabildiğinedikkati çekerek, yumurtalık kistlerinin yumurtlama fonksiyonlarını bozabildiğini,halk arasında bilinen şekliyle çikolata kistlerinin de yapışıklıklara nedenolabildiğini söyledi. Bu gibi durumlar sonucunda bu dokulardan salgılanan bazımaddelerin yumurtayı ya da spermi olumsuz yönde etkileyebildiğini ifade edenTavmergen, söz konusu durumda yumurtanın sperm tarafından döllenmesinde sorunyaşanabildiğini bildirdi.Erkeklerde ise kısırlığın genellikle spermlerin sayı, hareket ve şekilbozukluklarından kaynaklandığını belirten Tavmergen, "Bunlar arasında sıklıklakarşılaştığımız, erkek yumurtalık dokusu civarındaki damarların genişlemesi(varikosel), geçirilmiş olan enfeksiyonlar ya da doğuşsal bazı sorunlar nedeniylesperm yollarının kapalı olması kısırlığa neden olabiliyor" diye konuştu.

    -SİGARA, KISIRLIĞA YOL AÇABİLİYOR-

    Prof. Dr. Tavmergen, 
    kadın ve erkekte görülen tıbbi sorunların dışındaçevresel faktörlerin de kadın ve erkekte kısırlığa yol açabildiğine dikkatiçekti.Sigara tüketiminin kısırlığa ciddi zemin hazırladığını vurgulayanTavmergen, "Çünkü, günde 10-15 sigara tüketilmesi ve bunun 5-6 yıl boyunca devametmesi durumunda kadınların yaklaşık normalden 3-4 yıl önce menapoza girmesineneden olmaktadır" dedi.Yumurtlama fonksiyonlarının menapozdan 8 yıl önce bozulmaya başladığınıbelirten Tavmergen, şunları kaydetti:"Sigara tüketiminden kaynaklı kadının erken menapoza girmesi de dahaerken dönemde yumurtlama fonksiyonlarının bozulmasına bağlı kısırlık sorunlarınınyaşanmasına yol açacaktır. Bunun dışında sigaranın içindeki bazı maddelerinetkisiyle, yumurtanın kromozomlarında, genetik yapısında bazı bozulmalara nedenolmaktadır. Bu da yumurtanın döllenmesini ya da döllense bile embriyonunyerleşmesi ve gelişmesini olumsuz etkileyebilir. Kadının pasif içici olması bilegebe kalma şansını yüzde 30 oranında olumsuz yönde etkileyecektir.Öte yandan, günde 3 bardaktan fazla kahve tüketilmesi de alınmış olankafein sebebiyle yumurtanın genetik şifresinde bazı sorunlara nedenolabilmektedir."Ayrıca, zirai bazı ilaçların da kısırlığa yol açabildiğini ifade edenTavmergen, "Bunlar, iyi yıkanmayan yiyecekleri tüketmemiz halinde alınanmaddelerdir. Bunlar da yumurtlama fonksiyonlarını ve yumurtanın kendisini olumsuzyönde etkiler. Çünkü, nikotin de dahil olmak üzere, vücutta biriken maddeler,yumurtanın içinde büyüdüğü yumurta kesesinin sıvısında da bol miktardabulunabiliyorlar. Böylece yumurta gelişim süresince, kendisi için düşman olan birçevrede gelişmek zorunda kalıyor. Bu durumdaki yumurta hücresi de maalesef arzuedilen kalitede olmuyor" uyarısında bulundu.

    -KIYAFET SEÇİMİNE DİKKAT-

    Kıyafet seçimlerinin de özellikle erkeklerde kısılığa neden olabildiğinibelirten Tavmergen, "Sıkı ve dar pantolon giyildiğinde, erkek yumurtalıklarınınvücuda daha yakın konumda durması sebebiyle ısı artışı oluşmaktadır. Isı artışıda sperm hücrelerinin hareketliliğine ve sayısına olumsuz yönde etkigöstermektedir" dedi.Tavmergen, yapılan mesleğe bağlı çalışma koşullarının da erkekyumurtalığında oluşabilecek sorunlara zemin hazırlayabildiğini anlatarak, "Erkekyumurtalıklarında ısı artışa neden olan durumlar, genellikle gün içerisinde işinoturarak yapıldığı meslek gruplarında çalışanlarda görülmektedir. Uzun yolşoförlerinde, yüksek ısı karşısında çalışmak zorunda olan fırıncılık gibi hizmetverilen sektörlerde alışanlarda daha sık görülmektedir" diye konuştu.Cep telefonlarının yaymış oldukları alanlarının bazı tümörleringelişmesine neden olduğunu belirten Tavmergen, cep telefonlarının genitalbölgelere yakın yerlerde tutulmasının kadında ve erkekte yumurtalıkfonksiyonlarını olumsuz yönde etkileyebileciğine dikkati çekti.Prof. Dr. Erol Tavmergen, bunların dışında özellikle alkol tüketenerkeklerde spermlerde şekil bozukluğunun görülebildiğini sözlerine ekledi.

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz



    10/10/2009 · Kategori: Dunya

    Yıllardır çoğu insanın 'başını' ağrıtan saç dökülmesi ve kellik artık tarih olacak.

    Herbalist Şeref Menteşe kadınlara sağlık ve güzellik için tavsiyelerde bulundu. 

    Acı deniz yosununu ister yiyin isterseniz yüzünüze maske yapın. Acı deniz yosunu E ve D vitamini açısından çok 
    önemli. Cilde parlaklık, canlılık verir kırışıklıkları önler.

    Astekler'den bugüne kadar gelen en doğal ürün acı deniz yosunudur. Özellikle yosunun temiz ve saf olmasına dikkat edin.

    Saç dökülmesine karanfil iyi gelir. 
    Bir avuç karanfili kaynatıp soğumaya bırakın. Kaynayan karanfilin tortusu dibe çöktükten sonra dibe çöken tortu suyunu dibinde bırakarak değer kısmını alın.

    Saç diplerinize uygulayın fakat durulamayın ve yıkamayın. İki hafta sonrada karanfilin etkisini göreceksiniz. Saçlarınızın dökülmesini önleyecek ve zamanla saçlarınız çıkmaya başlayacak.

    Genelde çok meyve tüketilmesi tavsiye edilir. Ancak fazla meyve tüketmek zararlı. Meyve içinde alkol içerir. Sindirim organlarını zayıflatır, böbrek ve karaciğer sıkıntı görür.

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz



    3/10/2009 · Kategori: Dunya

    Kendinize uygun yeme alışkanlığı edinmek istiyorsanız bu püf noktaları gözardı etmeyin

    Sağlıklı ve dengeli bir kahvaltı yapıyor musunuz? Günde 3 ana öğün mü yoksa az miktarlarda sık öğünler mi alıyorsunuz? Öğünleri düzenli mi yaparsınız yoksa atıştırmalık yiyecekler mi tüketirsiniz? Hiçbir zaman tek düze beslenme alışkanlığı tercih edilemez. Kendinize uygun yeme alışkanlığı edinmek için sürekli bir değişim içinde olabilirsiniz. Bu değişimlerinizde sağlıklı beslenebilmek için bazı ipuçlarına ihtiyacınız var gerisini siz kendi besin piramidinizi oluşturarak hayat boyu sürdürebilirsiniz.

    Öncelikle kahvaltı; Sağlıklı bir başlangıç
    Sağlıklı bir güne kahvaltı yaparak başlamanın iyi olduğunu çoğu kez duymuşsunuzdur. Yapılan çalışmalar kahvaltı yapmanın her yaş grubunda çok yararlı olduğunu göstermektedir.
    Neden kahvaltı? 8 veya 12 saatlik açlıktan sonra vücudunuzun ihtiyacı olan enerjiyi sağlayan ilk öğün kahvaltıdır. Böylece kan şekeri olarak bilinen glikoz gereksinimi için de kaynak oluşturmaktadır. Glikoz beyin için önemli enerji kaynağıdır ve beyinde glikoz deposu yoktur. Okulda veya işte çalışırken beyin için ihtiyaç olan glikozu yeterli almak gereklidir. Bunun yanında gün boyu yapacağınız fiziksel aktiviteler için kaslarınızın da glikoza ihtiyacı vardır.

    Kahvaltı sonrası acıkma hissi normaldir
    Sabah kahvaltı yapmadıysanız kuşluk vaktinde açlık hissi duymayabilirsiniz. Eğer kahvaltı yaptığınızda öğle saatlerine doğru aç olduğunuzu hissediyorsanız bu vücudunuzun normal metabolik çalışmasının verdiği bir yanıttır. Bunu sağlıklı bir sinyal olarak görmeli ve kahvaltıyı atlamamalısınız.


    Öğün atlamayın
    Sadece kahvaltıyı değil diğer öğünleri de düzenli yapmalısınız. Zamansızlık, isteksizlik, yemek yemeye vakit bulamamak, geç uyanmak, yalnız yemekten hoşlanmamak, diyet yapıyor olmak, aç hissetmemek gibi birçok nedenden öğün atlanmaktadır.
    Öğün atlama çoğunlukla kişinin doğal bir alışkanlığı haline gelebilir. Fakat çocuklarda ve adölesanlarda öğün atlamanın çalışma verimini ve konsantrasyonu azalttığı, problem çözme yeteneğini zorlaştırdığı ve halsizliği arttırdığı bilinen bir gerçektir. Çocukluktan kazanılan alışkanlıklar hayat boyu süreceği için düzenli öğün alışkanlığı öncelikle ailede başlamalıdır.

    Hızlı yemek yapma önerileri
    Yemeğe ayrılan süreniz kısıtlı olsa bile sağlıklı beslenme tercihinizden vazgeçmeyin. Çalışan kişiler olmak, büyük şehirlerde maalesef trafik sorunuyla zaman kaybetmek sağlıklı beslenmek ve düzenli yemek yapmak için gerekli zamanı sağlayamamaktadır. Dışarıdan isteyeceğiniz yemeklerin sıklığı arttıkça beslenmeniz dengesiz bir hale gelebilir hatta kilo almak kaçınılmaz olur. Bunun için bazı önlemler alarak zamandan ve harcayacağınız enerjiden tasarruf edebilirsiniz.
    - Yemek pişirmeye vakit bulduğunuz zaman 2 veya 3 çeşit pişirmeye çalışın 
    - Önceden organizasyon ve hazırlık yapın. Kahvaltınız akşamdan hazırlayacağınız bir sandviç olabilir ya da haftada belli günler et, tavuk veya sebzeleri pişirmeye hazır kesip koruyucu kaplarda saklayın 
    - Hafta sonları yemek pişirin, hafta sonları pişirdiğiniz veya tüketmediğiniz yemekleri hafta içinde tüketmek için dondurun 
    - Tek bir yemek içinde çeşitli besinler bulunan tarifler hazırlayın, sebze veya peynir içeren makarna, çorba veya tavuklu salata gibi… 
    - Hızlı pişirme yöntemleri kullanın, kavurma veya ızgara pişirme fırında pişirmeye göre daha hızlıdır. Ayrıca, et ve tavuk ince dilimler halinde daha çabuk pişer

    Sağlık için ve kilo kontrolü için ara öğün
    Günümüzde çoğu insan günde ‘3 öğün’ şeklindeki beslenme tarzını bırakmış durumdadır. Bunun yerine yaşam koşullarına uygun ara öğün olarak bilinen az ve sık öğün tüketim yolunu seçmektedir. Tabi 3 öğünü düzenli yapmayan kişilerin öncelikle 3 ana öğüne alışmaları gerekir.
    Tüketilen bu küçük porsiyon atıştırmalıklar akıllıca olursa sizin yararınıza çalışmaya başlar. Bu besinlerde de çeşitliliğe ve dengeye önem vermeli aşırıya kaçmamalısınız. Ara öğünler acıktığınız zaman gün içinde sizi tok tutacak ve ana öğüne acıkmış bir şekilde oturmanızı engelleyecek hem de almanız gereken besinleri tamamlamanızı sağlayacak yiyecekler olmalı. İki besin grubunu içeren atıştırmalıklar seçmeye çalışın, örneğin; 
    - Süt ve tam tahıllı gevrek 
    - Ekmek ve peynir 
    - Kepekli bisküvi, galeta ve peynir 
    - Yoğurt ve meyve 
    - Fırında veya haşlanmış patates ve üstüne peynir rendesi 
    - Simit ve ayran
    - Sebzeli ve az yağlı börek 
    - Ekmek veya etimek üstüne süzme yoğurt
    - Meyve ve süt karışımı, taze muzlu veya çilekli süt 
    - Meyve ve üstüne sade dondurma

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz

« Önceki Yazılar :|: